Hayat-ı Şerifleri

Ağustos 5, 2009

Fağnevî orta boylu, güleç ve güler yüzlü, çekme burunlu, genişçe ağızlıydı. Teni beyaz, sakalı siyahtı. Beyaz sarık sarardı. Mûsâ (a.s) meşrebinde ve kerameti zahir bir veliyyi kâmildi. Esâsı hafî zikir olan yolun usûlünü hal ve cezbe galebesiyle ve mürşidinin işâret ve müsâadesiyle cehrî yapmıştı. Yani cehri zikir ona, şeyhi Rîvegerî’den mevrûstu.

Altın Silsile’nin onikinci halkası yine Buhârâlı. Reşehât’ın verdiği bilgiye göre Buhârâ’ya üç fersah mesâfede ve Eykenî’ye bağlı Fağnî köyünden Mahmûd Fağnevî bu köyde doğdu ve Eykenî’de yaşadı. Kabri Eykenî’dedir. Hayatı hakkında bildiklerimiz pek sınırlıdır. Bazı, kaynaklarda ismiyle beraber geçen “Encer”, “Encîr” veya “İncir”, lakabı olmalıdır. “Encer” gemi demiri demektir. Tarîkatı şeriat esaslarıyla demirleyen bir mürşid olduğu için kendisine bu lâkap verilmiş olabilir. Encir ve İncir ise bildiğimiz, incirdir. Bazı kaynaklarda Encir ve İncir, Fağnî köyü ile birlikte kullanıldığına bakılırsa İncir’in Fağnî’nin bir mahallesi olabileceği ihtimali de hatıra gelmektedir.

Mürşidi Ârif Rîvegerî’nin yerine irşad makamına geçinceye kadar dülgerlik yapar, inşaat işleriyle uğraşır, bina inşa ederdi. Rîvegerî’yi tanıyıp onun dergahında olgunluğa erdikten sonra irşad işiyle meşgul olmaya ve gönül inşa etmeye başladı. Mürşidinin vefatına yakın dönemde benimsenmesine izin verdiği “cehrî zikir” usûlünü Buhârâ ve Eykenî’de yaydı. el-Hadâiku’l-verdiyye, onun Buhârâ’ya üç fersah mesafedeki Vâbekî Camii’nde irşâd hizmetiyle meşgul olduğunu kaydeder. Vefatı: 717/1317 yılıdır.

Mahmûd Fağnevî, zikir ve gönül ehli bir kimse olmakla birlikte ilim meclislerini sever ve zaman zaman oraları ziyaret ederdi. Yine bir gün Şemseddin Halvânî ve Şeyh Hâfızuddin gibi âlimlerin bulunduğu ilim meclisine vardı. Ki bu Şeyh Hâfızuddin, daha sonraki Nakşî silsilesinde yer alacak olan Muhammed Pârsâ’nın büyük ceddidir. Şemseddin Halvânî, Şeyh Hâfızuddin’e dedi ki: “Mahmûd Fağnevî’ye sor bakalım, tariklarının esası hafî zikir olduğu halde, cehrî zikri hangi niyyetle yapıyorlar?” Fağnevî şu cevabı verdi:

– Cehrî zikri uyuyanları uyandırmak, gafilleri Hak yoluna koymak, tevbe ve inabenin Allah için olmasını sağlamak niyyetiyle yapıyoruz.

Şeyh Hâfızuddin bu cevabı duyunca dedi ki:

– Niyyetiniz sağlam, hâliniz tam. Çünkü değişen ve değiştirilen bir şey yok ortada. Temel anane yolundadır. Bu tecellî onlarda bir hâlet ve bir hikmet gereğidir. Gizli zikir yolundan aldıkları feyzi şimdi açıktan dağıtmaya memur olmuşlardır.

Şeyh Hâfızuddin, bir başka gün Fağnevî’ye sorar:

– Cehrî zikir kimlere câiz, kimlere değildir? Fağnevî:

– Dili gıybet ve yalandan, midesi şüpheli ve haramdan, kalbi riya ve süm’adan, sırrı mâsivâya yönelmekten temiz olanlara câizdir diğerlerine değil, der.

Fağnevî’nin halifesi Râmitenî şöyle anlatır:

-Bir gün bir derviş Hızır’la karşılaşır ve ona: “Bu zamanda şerîat çizgisinde istikamet üzre olan ve kendisine iktidâ edebilecek bir ârif var mıdır?” diye sorar. Hızır ona: “Senin söylediğin sıfatları taşıyan Mahmûd Fağnevî’dir” der.

Ali Râmitenî’nin müridlerinden biri, Hızır’la karşılaşıp konuşan bu dervişin bizzat Ali Râmitenî olduğunu söyler. Ancak “Hızır’ı görmek iddiasında olmamak için” kendi adını vermekten sakınmıştır.

Hakîm Tirmîzî’nin naklettiği bir hadiste belirtildiği gibi, evliyânın bir kısmı İbrahim, bir kısmı Mûsâ, bir kısmı İsâ, bir kısmı da Muhammed (s.a) hazretlerinin fıtrat ve meşrebinde olur. Mahmûd Fağnevî, tabakat kitaplarının ifadesine göre, mânâ ayağı Hz. Mûsâ (a.s)’da olan, O’nun fıtrat ve meşrebinde bulunan bir veliydi.

Anlatıldığına göre Gucdüvânî’nin halifelerinden Evliyâ-i Kebîr Buhârî’nin talebesi olan Şeyh Dehkan Killetî hastalanmıştı. Mahmûd Fağnevî, onun ziyaretine vardı. Şifa dileklerinde bulunduktan sonra huzurundan ayrıldı.

Fağnevî çıktıktan sonra Şeyh Dehkan şöyle dua etti: “Allahı’m, ölümüm yaklaştı. Ölümüm sırasında velî kullarından birini bana gönder de bana yardım etsin, işimi kolaylaştırsın.”

Şeyh Dehkan duasını tamamlar tamamlamaz Mahmûd Fağnevî tekrar içeri girdi ve: “Ölünceye kadar sana hizmete geldim.” dedi ve vefatına kadar yanından ayrılmadı.

Mahmûd Fağnevî’nin kerametleri zâhirdi. Nitekim birgün halifesi Ali Râmitenî, ihvâna zikir yaptırırken başucundan geçen beyaz bir kuşun gagasından şu lafızlar duyuldu.:

– Ya Ali, merd ol, sözüne bağlı kal, yapıştığın eteğe sımsıkı sarıl, ahdini bozma!

Zikir halkasında bulunan müridleri şaşkına çeviren ve kuşun ağzından dökülen bu cümlelerin ardından Ali Râmitenî dedi ki: “Bu şeyhimiz Mahmûd Fağnevî’nin sesidir. Bizi uyarıyor, âgâhlığa çağırıyor.”

-rahmetullahi aleyh-